Kafese 4 maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple sarkıtılmış muzlar. Herhangi bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde yukarıdan tüm maymunlar soğuk su ile ıslatılır. Böylece herhangi bir maymunun muzlara ulaşma çabası tüm maymunların ıslanması ile sonuçlanır.

Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak olan yeni maymun diğer 3 maymun tarafından güzelce dövülür. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı hamlede o da dayak yer. Nedendir bilinmez bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk hamlesinden cezalandırılır. Diğer 3 maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur.

Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü de yenisiyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır. Neden mi?

Yukarıdaki fıkraya sebep olarak “burda böyle gelmiş böyle gider mantığı işlenmektedir” denir.

İlk okuduğumda bayağı güldüğüm bu fıkra aslında ne kadar ironik bir durumda olduğumuzu ordaya koyar. Çünkü fırka bizim için anlatılmıştır. Bizim için de çoğu şey böyle geldiği için böyle gitmeye devam etmektedir. Çoğumuz yaptığımız hareketlerin sebeplerini bilmemektedir.

Yeni yılın yaklaştığı bu son günlerde herkesi bir telaş sarmış, mağazalar (şovrum diyenin çenesini kırarım) her zaman olduğu gibi beyaz spreylerle “hoşgeldin 2008″, “yılbaşı indirmi”, “yılbaşı hediyeleri” gibi yazılarını vitrinlere yazmışlar. Çoğu vitrinde de süslü çam ağaçları hatta mağaza içinde gezen noel babalar vardır. Peki neden? Neden yeni yılı kutluyoruz? Cevap çok basittir, batı medeniyeti kutladığı için! Hatta bazıları bunu “ben bildim bileli bizimkiler kutlar” diyerekten “böyle gelmiş böyle gider” mantığındaki maymunlara dönderir kendisini.

Her ne kadar yeniyıl kutlamaları M.Ö. yaşamış olan Sümerlere kadar uzansa da her millet kendisi için ayrı özel günler belirlemiştir. Hatta bazı milletler bir yıl içinde birkaç yeni yıl kutlaması bile yapmaktadır. Eski zamanlarda tahılların yeniden ekilmesi ve yeni mahsüllerin toplanması olayının kutlanmasıyla ortaya çıkan  yeni yıl kavramı artık yerini Hz. İsa’nın doğum günü olup hıristiyanlarca kutlanan bayrama bırakmıştır. İşin ilginç tarafı hıristiyan olmayan bizler de yeni yılı kutlamaktayız. Yoksa hıristiyanız da haberimiz mi yok! “Yeni yılı kutladık diye hıristiyan mı olduk!” diyenleri duyar gibiyim. Açıkça şunu söylemeliyim ki bizi onlardan farksız kılan, sadece onların özel günlerini sebebini bilmeden bilinçsizce kutlamak değil, onların özel günlerini kendi özel günlerimize seçmektir. Hz. Muhammed’in doğum gününü kutlayan kaç kişi oldu sizce? O gün de yılbaşı gibi tatil ilan edildi mi? Broşürlerle dağıtılan kutlu doğum haftasında kaçımız mutlu olduk? Bırakın mutlu olmayı haberdar bile olamadık! Biz neyiz, kimiz, onu bile bilmiyoruz artık!

Bir zamanlar manevi değeri büyük olan günlerde semaya açılıp dua eden eller artık yıl başlarında şarap kadehi tutuyor. Hiç “neden” diye sordunuz mu? Sorguladınız mı?

Dışarı çıktığımızda babamın okuyunca anlamadığı işyeri isimleri sarıyor etrafımızı. O kadar komik bir hale gelmişiz ki bazıları da bunu medeniyet olarak görüyor. Yıllar sonra siz kendi oğlunuzla dışarı çıktığınızda etrafınızdaki isimlere ve yazılara anlam veremeyince anlayacaksınız ne kadar büyük hatalar yaptığımızı. Bu arada İngilizce bilip “ben anlarım” diyen arkadaşların sırıtışını da görür gibi oluyorum.

Hiç üzerinde Türkçe yazı yazan tişört giyen birini gördünüz mü? Tişörtü üreten biz dahi olsak üzerine başka ülkelerin bayrağını koyuyoruz. Çoğunun üzerinde HİNgiliz ve HAMerikan bayrağı var. Acaba üzerinde Türk bağrağı olan kaç tane kıyafet gördünüz. Bazısının gögüs hizasında “Suck Me” veya “I’m virgin!” gibi yazılar bile var. Eminim bunları giyenler ne anlama geldiğini bile bilmiyorlardır. Kimiz biz? Nasıl bu hale geldik!

Bu gidişle çok değil, en fazla 1 asır sonra yok olacağız. Eğer 1 asır sonra zaten yaşamıyor olacağınızı düşünüyorsanız bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılık oynayanlardan birisiniz.

“Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar birbirinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır. Şüphesiz ki Allah, zâlimler güruhunu hidayete erdirmez.” (Mâide: 51)

Bu yazı toplamda 366, bugün ise 2 kez görüntülenmiş