Bilinçsiz tekrarlamalar
Kişisel tatmin Aralık 30th, 2007Kafese 4 maymunu koyarlar, ortaya da bir merdiven ve tepesine de iple sarkıtılmış muzlar. Herhangi bir maymun merdivenleri çıkarak muzlara ulaşmak istediğinde yukarıdan tüm maymunlar soğuk su ile ıslatılır. Böylece herhangi bir maymunun muzlara ulaşma çabası tüm maymunların ıslanması ile sonuçlanır.
Bütün maymunlar bu denemeler sonunda sırılsıklam ıslanırlar. Bir süre sonra muzlara hareketlenen maymunlar diğerleri tarafından engellenmeye başlanır. Su kapatılıp maymunlardan biri dışarı alınıp yerine yeni bir maymun koyulur. İlk yaptığı iş muzlara ulaşmak olan yeni maymun diğer 3 maymun tarafından güzelce dövülür. Daha sonra ıslanmış maymunlardan biri daha yeni bir maymunla değiştirilir ve merdivene ilk yaptığı hamlede o da dayak yer. Nedendir bilinmez bu ikinci yeni maymunu en şiddetli ve istekli döven ilk yeni maymundur. Islak maymunlardan üçüncüsü de değiştirilir. En yeni gelen maymun da ilk hamlesinden cezalandırılır. Diğer 3 maymundan yeni gelen ikisinin en yeni gelen maymunu niye dövdükleri konusunda hiç bir fikirleri yoktur.
Son olarak en baştaki ıslanan maymunların dördüncüsü de yenisiyle değiştirilir. Tepelerinde bir salkım muz asılı olduğu halde artık hiçbiri merdivene yaklaşmamaktadır. Neden mi?
Yukarıdaki fıkraya sebep olarak “burda böyle gelmiş böyle gider mantığı işlenmektedir” denir.
İlk okuduğumda bayağı güldüğüm bu fıkra aslında ne kadar ironik bir durumda olduğumuzu ordaya koyar. Çünkü fırka bizim için anlatılmıştır. Bizim için de çoğu şey böyle geldiği için böyle gitmeye devam etmektedir. Çoğumuz yaptığımız hareketlerin sebeplerini bilmemektedir.
Yeni yılın yaklaştığı bu son günlerde herkesi bir telaş sarmış, mağazalar (şovrum diyenin çenesini kırarım) her zaman olduğu gibi beyaz spreylerle “hoşgeldin 2008″, “yılbaşı indirmi”, “yılbaşı hediyeleri” gibi yazılarını vitrinlere yazmışlar. Çoğu vitrinde de süslü çam ağaçları hatta mağaza içinde gezen noel babalar vardır. Peki neden? Neden yeni yılı kutluyoruz? Cevap çok basittir, batı medeniyeti kutladığı için! Hatta bazıları bunu “ben bildim bileli bizimkiler kutlar” diyerekten “böyle gelmiş böyle gider” mantığındaki maymunlara dönderir kendisini.
Her ne kadar yeniyıl kutlamaları M.Ö. yaşamış olan Sümerlere kadar uzansa da her millet kendisi için ayrı özel günler belirlemiştir. Hatta bazı milletler bir yıl içinde birkaç yeni yıl kutlaması bile yapmaktadır. Eski zamanlarda tahılların yeniden ekilmesi ve yeni mahsüllerin toplanması olayının kutlanmasıyla ortaya çıkan yeni yıl kavramı artık yerini Hz. İsa’nın doğum günü olup hıristiyanlarca kutlanan bayrama bırakmıştır. İşin ilginç tarafı hıristiyan olmayan bizler de yeni yılı kutlamaktayız. Yoksa hıristiyanız da haberimiz mi yok! “Yeni yılı kutladık diye hıristiyan mı olduk!” diyenleri duyar gibiyim. Açıkça şunu söylemeliyim ki bizi onlardan farksız kılan, sadece onların özel günlerini sebebini bilmeden bilinçsizce kutlamak değil, onların özel günlerini kendi özel günlerimize seçmektir. Hz. Muhammed’in doğum gününü kutlayan kaç kişi oldu sizce? O gün de yılbaşı gibi tatil ilan edildi mi? Broşürlerle dağıtılan kutlu doğum haftasında kaçımız mutlu olduk? Bırakın mutlu olmayı haberdar bile olamadık! Biz neyiz, kimiz, onu bile bilmiyoruz artık!
Bir zamanlar manevi değeri büyük olan günlerde semaya açılıp dua eden eller artık yıl başlarında şarap kadehi tutuyor. Hiç “neden” diye sordunuz mu? Sorguladınız mı?
Dışarı çıktığımızda babamın okuyunca anlamadığı işyeri isimleri sarıyor etrafımızı. O kadar komik bir hale gelmişiz ki bazıları da bunu medeniyet olarak görüyor. Yıllar sonra siz kendi oğlunuzla dışarı çıktığınızda etrafınızdaki isimlere ve yazılara anlam veremeyince anlayacaksınız ne kadar büyük hatalar yaptığımızı. Bu arada İngilizce bilip “ben anlarım” diyen arkadaşların sırıtışını da görür gibi oluyorum.
Hiç üzerinde Türkçe yazı yazan tişört giyen birini gördünüz mü? Tişörtü üreten biz dahi olsak üzerine başka ülkelerin bayrağını koyuyoruz. Çoğunun üzerinde HİNgiliz ve HAMerikan bayrağı var. Acaba üzerinde Türk bağrağı olan kaç tane kıyafet gördünüz. Bazısının gögüs hizasında “Suck Me” veya “I’m virgin!” gibi yazılar bile var. Eminim bunları giyenler ne anlama geldiğini bile bilmiyorlardır. Kimiz biz? Nasıl bu hale geldik!
Bu gidişle çok değil, en fazla 1 asır sonra yok olacağız. Eğer 1 asır sonra zaten yaşamıyor olacağınızı düşünüyorsanız bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılık oynayanlardan birisiniz.
“Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin! Onlar birbirinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır. Şüphesiz ki Allah, zâlimler güruhunu hidayete erdirmez.” (Mâide: 51)
Bu yazı toplamda 366, bugün ise 2 kez görüntülenmiş
5 Responses to “Bilinçsiz tekrarlamalar”
Leave a Reply
You must be logged in to post a comment.

Aralık 30th, 2007 at 16:13
Tebrik ediyorum. Çok güzel bir yazı olmuş.
Kısa bir zaman önce kurban bayramını kutladık ama bayram öncesinde, yılbaşı öncesindeki gibi bir hava yoktu. Yani eskiden bayramın yaklaştığını sokaktaki hareketlilikten, dükkanlardaki yazılardan, televizyondaki programlardan ve insanların konuşmalarından anlardınız. Fakat şu an dışarıya çıktığımda bakıyorum da her tarafta yılbaşı eğlencesi afişleri, sokakta yılbaşı eğlencesi için külah, süs eşyası, çerez vb. satan seyyar satıcılar, televizyon kanallarındaki reklâmlar…
Hasıl-ı kelâm, gidişatımız hayra alamet gözükmüyor. Gitgide milli ve manevi değerlerimizden uzaklaşıyoruz.
Aralık 31st, 2007 at 00:11
Beğenmenize sevindim.
Bundan sonraki yazılarımda inşallah ilgili resimleri de koyacağım.
Ocak 2nd, 2008 at 15:40
Evet dini bayramlarimiz oncesindeki hareketlilik kaybi ve giyilen yeni tarz kiyafetler konusunda haklisiniz. Ben de cok iyi seyler hissetmiyorum bu degisime karsi ama cok karsisinda durulabilecek bir degisim gibi gelmiyor bana. Su veya bu sekilde gerceklesen degisim toplumun kendi iradesinin sonucu.
Yalniz su konuya katilmiyorum. Yeni yil kutlamalari Hz. Isa nin dogumgunu kutlamalari degildir. Bilindigi uzere Hz. Isa nin dogumgunu 25 Aralik’tir ve hiristiyanlar bunu Christmas diye adlandirip kendi adetlerine gore kutlarlar (Bildigim kadariyla cok icip cosup sokaklarda eglenerek degil evde aileleriyle oturarak). 31 Aralikta kutlanan ise icinde bizim toplumumuzunda bulundugu toplumlarin kullandigi miladi takvim sistemi ile ilgili bir olaydir. Evet bu takvim sistemi Hz. Isa’nin dogumgununu referans alarak olusturulmus bir sistemdir ama bu yilbasinin sozkonusu dogumgunu ile iliskilendirilmesi anlamina gelmemektedir. Keza biz bu kutlamaya “yilbasi” ya da “yeni yil” kutlamalari derken hiristiyanlar da “christmas” dan farkli olarak “new year’s eve” yani “yeni yil arifesi” derler (Ve kutlamalari icip cosarak sokaklarda abartilarak yapilir (!)).
Sonuc olarak demek istedigim evet bir kultur yozlasmasi icindeyiz. Ama bunun baska dinlerle ilgisi en azindan bu seviyede yok. Dolayli olarak vardir derseniz o konu ayri bir sekilde tartisilir. Ama problemi bu sekilde sunmak, bi de google suggest ile bile gelecek kadar tartismali, yoruma acik, bir cok yerde de farkli sekilde yorumlanmis bir ayet ile bunu desteklemeye calismak ve bunu, bu yorumlara referans vermeden yapmak cok adamca olmamis bence.
Not: Blogunuzu ilk yazinizdan beri takip ediyorum. Henuz cok gecmemis olsa da tutarli, yerinde, tadinda kisacasi adina yakisir bir sekilde devam ediyor. Umarim daha uzun zamanlar devam eder.
Ocak 3rd, 2008 at 02:43
Benim bahsettiğim yeni yıl kutlamaları sizin kristmıs dediğiniz olaydır. Zira 31 Aralık’ta kendim arkadaşın evinde bir sürü çerez yiyerek, sırlar odası oynayarak, gülüp eğlenerek geçirdim. Bu ne turşu bu ne lahana derseniz, bunun için de ayrıca bir yazı yazmayı önceden düşünüyordum. Yazıda özetle insanlarımızın bir araya gelip eğlenme alışkanlıklarından bahsedecektim. Kimi eğlenceyi dansözlü alkolde arar, kimi demlenmiş koyu bir çayla edilen muhabbette.
Tabi eve geldiğimde kalorifere asılmıi çoraplar, yılbaşı ağacı ve koni şeklinde külahlar görünce çok şaşırdım. Biz böyle değildik, böyle olmamalıyız.
Yazıda da belirttiğim gibi yeni yıl kutlaması milattan önce hemen hemen her uygarlıkta düzenlenen bir olaydır. Zira bugün kutlanan nevruz da bir nevi yeniyıl kutlamasıdır.
Yabancılara benzemenin, sebepsiz ve mantıksız bir şekilde onlar gibi olmaya çalışmanın, onlara özenmenin yanlış olduğunu bildiren sürüyle ayet ve hadis okumuş olmama rağmen cümlesi cümlesine bilmediğim ve hangi ayetler olduğunu da hatırlamadığım için yukardaki ayeti verdim. Mesele onlara benzemenin yanlış olması değildir, onların kültürünü ve inançlarını bizimkinden üstün sanıp onlara özenmedeki yanlıştır. Zira ben toplumumuzun bazı konularda onlara benzemesini de isterdim.
Yorumlarınız için teşekkürler.
Ocak 3rd, 2008 at 09:37
vallahi hak vermemek elde degil. maalesef milletimiz bir cok konuda oldugu gibi bunu da birbirine karistiriyor. dediginiz gibi yeni yilda beceriksizce hazirlanmis bir yeni yil + kristmas corbasi kutlar konuma geliyoruz. insanimizin asil eglenme aliskanliklari yazinizi dort gozle bekliyorum. kendi kulturume ait her seyi ozluyorum bu aralar.