“Ellerime betonun soğukluğu vuruyor, biraz da toz. Yüzümün sol yanı öyle bir yapışmış ki yere, hiç koparamayacağımı sanıyorum. Nihayet gözlerimi açtım, yerdeymişim. İki seksen uzanmışım yere. Nerdeyim, nasıl geldim buraya bilmiyorum. Yavaşça ayağa kalkıp üstümü temizledim. İyi de neden yerler kirli, burası neresi? Ortalıkta bir ışık kaynağı yok ama yine de etrafı aydınlatan bir loş ışık var. Duvarları görebiliyorum, birsürü duvar. Ama hiçbirinde kapı yok, bir sürü köşe, bir sürü dönemeç. Yarım saattir dolaşıyorum ama yine de bulamıyorum çıkışı. Sanırım burası devasa bir labirent. Bir labirentteyken sürekli sola veya sürekli sağa dönülürse mutlaka çıkışa varılırmış. İyi de ben bunu nerden biliyorum? Sanırım nerden bildiğimi bile bilmiyorum. Olsun, nerden bildiğim önemli değil, ben sürekli sağa dönmeyi seçeyim en iyisi…” Devamı »
Bu yazı toplamda 332, bugün ise 1 kez görüntülenmiş

Taze Yorumlar